DEPRESYON TANI VE TEDAVİSİ



Depresyon günümüzde giderek artan bir psikolojik hastalıktır. Depresyonun neden olduğu şikayetlerle kliniklerimize son dönemlerde giderek artan miktarda bir başvuru olmaktadır. Özellikle yüz yılımızda giderek artan stresli yaşam olayları kişilerin depresyona girmesinde büyük rol oynamaktadır.

Depresyonun nedenleri arasında içsel ve dışsal faktörler önemli rol almaktadır. Kimi insanın depresyona girmesinde genetik faktörler daha önemli rol oynarken kimi insanda çevresel stresör faktörler daha önemli rol oynayabilmektedir. İster içsel faktörler isterse dışsal faktörler rol alsın depresyon mutlaka bir psikiyatri uzmanı gözetiminde tedavi edilmelidir. Zamanında ve doğru tedavi edilmeyen depresyon ilerleyen yıllarda depresyonun tekrarlamasına ya da hastalığın ağırlaşmasına neden olmaktadır.

Depresyon asla zayıf karakterli olmak ya da şımarık olmakla alakalı bir durum değildir. Çoğu zaman hastanın yakınlarının ‘’kafana takma geçer, sen halledersin, her şeyi düşünme, biraz dolaş, kendine zaman ayır düzelirsin vb’’ söylemleri depresyondaki kişilerin kendilerini daha kötü ve çaresiz hissetmelerine neden olmaktadır.

Eğer depresif şikayetleriniz gün geçtikçe ilerliyorsa ve sosyal ve mesleki işlevselliğinizde azalmaya neden oluyorsa ilk yapmanız gereken bir psikiyatri uzmanına danışmak olmalıdır.

DEPRESYON NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

Yapılan çalışmalarda majör depresyonun yaşam boyu sıklığı erkeklerde %12 kadınlarda %25 lere kadar yükselebilmektedir. 1 yıl içinde kadınların %15 inin erkeklerinde %8 inin depresyonda olduğu saptanmıştır. Kadın ve erkekler arasında depresyon sıklığının bu kadar farklı olmasının altında çeşitli faktörler rol almaktadır.

KADINLARDA DEPRESYON NEDEN DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Kadınlarda depresyonun erkeklerden daha fazla görülmesinin nedenleri arasında şunlar sayılabilir:

-Erkeklerin şikayetlerini daha fazla gizlemesi ve doktora başvurmayı ihmal etmeleri

-Erkeklerin depresyonun belirtilerini gizlemek için alkol, madde gibi değişik eyleme vuruş biçimlerini denemeleri

-Kadınlarda doğum, menstürel dönem gibi ek biyolojik faktörlerin etkisi

-Kadınların çevresel stresli durumlara daha fazla maruz kalması

-Kadınların fiziksel, cinsel istismar gibi travmatik olaylara daha sık maruz kalması sayılabilir.

AİLESİNDE DEPRESYON OLANLARIN DEPRESYONA GİRME RİSKİ DAHA MI FAZLA?

Aile bireylerinden birinde bile depresyon olması diğer aile üyelerinde de depresyonun görülme riskini 2-3 kat civarında arttırmaktadır. Yapılan ikiz çalışmalarında, çift yumurta ikizlerinin birinde depresyon olduğunuda diğer kardeşin depreyona yakalanma riski %67, tek yumurta ikizlerinden birinde depresyon olduğunda diğer kardeşin depresyona yakalanma riski %76 saptanmıştır.

ŞU DURUMLARDA DEPRESYONA DAHA YATKIN OLURSUNUZ

-Kadın olmak

-Anne, babanın erken yaşlarda kaybı

-Anksiyete bozukluğuna sahip olmak

-Alkol-Madde kullanımının olması

-Travmatik yaşam olayları

-Fiziksel, cinsel istismar öyküsü

-Boşanmış ya da evlenmemiş olmak-Sosyoekonomik krizler yaşamak

-Bazı ilaçları kullanıyor olmak

-Tansiyon, şeker, guatr, kanser vb kronik hastalıklara sahip olmak

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ NELERDİR

-Mutsuz, keyifsiz bir yüz ifadenizi sizin ya da çevrenizdeki insanların farketmesi

-Hemen hemen gün boyu süren hayattan zevk almama hali

-Boşluk duygusu, eskiden zevk aldığınız aktivitelerden zevk alamam

-Beyninizi sanki durmuş, çalışmıyor gibi hissetme

-Gün boyu devam eden kaygılı düşünceler

-Olumsuz düşüncelerden kendini alıkoyamama

-Sabahları uyanmada güçlük yaşama, yataktan çıkmak istememe

-İşe gitmekte isteksizlik, dikkati toplayamama, konsantrasyon sorunları, unutkanlık

-Günlük işlerinizin gözünüzde büyümesi ve bir türlü organize olup işe başlayamama

-Uyku miktarında azalma ya da artma

-İştahta artma ya da azalma

-Cinsel istekte azalma ya da isteksiz olma hali, (ereksiyon, erken boşalma, uyarılma sorunları)

-Sosyal aktivitelere katılmak istememe

-Motivasyon kaybı

-Eskiden zevk aldığınız aktivitelerden zevk alamama

-Giderek yalnızlaşma isteği, insanlara tahammülsüzlük, gerginlik

-Ani öfkelenme, sabırsızlık

-Günlük kişisel bakımınızda giderek azalma hali (banyo, makyaj, kuaför vb bakım ihtiyaçlarınızı yapmak istememe)

-Gelecekle ilgili ümitlerinizin azalması, geleceğe dair olumlu plan yapamama

-Suçlu hissetme, kendini suçlama, değersiz hissetme

-İlerleyen vakalarda intihar düşünceleri

-Hezayan, halüsinasyon, dereaalizasyon, depersanzlizasyon vb bulgular.

DEPRESYONDAYIM NE YAPMALIYIM?

Her insan hayatının bazı dönemlerinde kendini mutsuz, keyifsiz hissedebilir. Bazı yaşam olayları ile baş etmek bazen hepimiz için zor olabilir. Öncelikle her mutsuzluğun depresyon olmadığını bilmek gerekir. Yaşamış olduğumuz mutsuzluk hali çok şiddetliyse ve neredeyse tüm günümüzü yaşamamıza engel olmaya başlıyorsa bu yüzden ev, iş, sosyal yaşantımızı dürdürmekte sorunlar yaşıyorsak öncelikle bir psikiyatri uzmanları tarafından değerlendirilmemiz gerekmektedir. Eğer yaşamış olduğumuz şikayetlerin nedeni depresyon ise psikiyatri uzmanı tarafından başlatılacak olan tedavi yöntemi ile tedavimize belirtilen süre boyunca devam etmemiz gerekmektedir. Çoğunlukla yaklaşık 3 -4 hafta içinde kendimizi daha iyi hissetmeye başlayacak ve gündelik yaşamımıza dönüş yapacağızdır. Bazen ağır depresyonlarda bu süre biraz daha uzayabilmektedir. Eğer erken dönemde bu iyileşmeyi görüp tedavimizi yarım bırakırsak hastalığın büyük ihtimalle tekrarlayabileceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.

DEPRESYON TEDAVİSİNDE UYGULANABİLECEK YÖNTEMLER

-Antidepresan ilaç tedavileri

-Psikoterapi yöntemleri

-Transmanyetik uyarım tedavisi

-EKT tedavisi

DEPRESYON TEKRARLAR MI?

İlk depresyon atağının yaşayan kişilerin düzenli tedavi ve takip sonrasında %85’ i iyileşmektedir. Kalan %15 lik kısım ise ilerleyen dönemlerde ikinci depresyon atağını yaşamakta ve bu durum kronik bir hal almaktadır. Depresyon kişiye özgü yöntemlerle tedavi edilmesi ve erken dönemde tedaviye başlanması tedavi şansını arttırmaktadır. Kimi depresyon vakalarında tek başına ilaç ya da psikoterapi etkili olurken genellikle ilaç tedavisine eklenecek olan psikoterapi yöntemi ile başarı oranları artmaktadır. Özellikle stresle baş etme becerilerinin geliştirilmesi, çevresel stresli olaylara dayanma gücünün arttırılması kişinin ilerleyen dönemlerde ikinci depresyon atağından koruyabilmektedir.

HANGİ DURUMLARDA DEPRESYONUN TEKRARLAMA RİSKİ ARTAR?

-Depresyonun 60 yaş ve üstünde başlamış olması

-Erken ve düzenli tedavi edilmeyen hastalarda

-Süregen depresyon varlığında

-Geçmiş yıllarda depresyon atağı geçirenlerde

-Tedavi sonrası kalıntı belirtilerin (unutkanlık, dikkat dağınıklığı, isteksizlik, donukluk vb) bulunması

-Madde- alkol kullanımı olması

TEKRARLAMA RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

-Doktorumuzun önerdiği tedaviyi düzenli bir şekilde devam ettirmeli

-Doktorun önerilerine uymalıyız

-Her gün düzenli egzersiz, beslenme alışkanlığı kazanmalıyız.

-Uyku hijyenimize dikkat etmeliyiz

-Stresli olaylarla baş etme becerisi kazanmalıyız

-Psikoterapi yöntemle ile baş etme becerileri kazanıp, hayat tarzımızı gerekirse değiştirmeliyiz.

-En azından tedavi süresince alkolden uzak durmalıyız.

DEPRESYON İNTİHARA SÜRÜKLER Mİ?

Erken dönemde ve düzenli tedavi olmayan hastaların depresif bulguları şiddetlenmekte ve bu hastaların yaklaşık %25 i intihar girişiminde bulunabilmektedir. Depresyon sanıldığının aksine çok ciddi bir beyin hastalığıdır. Bu rahatsızlığı kişinin profesyonel bir destek almadan üstesinden gelmesi pek mümkün değildir. Tedavi edilmeyen kişilerde depresyon ilerlemekte mevcut şikayetlere halüsinasyonlar, hezeyanlar, intihar fikirleri eklenebilmektedir. Siz ya da bir yakınınızın depresyonda olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir psikiyatri uzmanına danışmanızı öneririm.

ANTİDEPRESANLA BİRLİKTE ALKOL KULLANILIR MI?

Alkol kullanımı antidepresanların etkisini azaltmakla birlikte asıl tehlike nöbet ihtimalini tetikleme ihtimalidir. Bu yüzden antidepresan ilaçlarla birlikte alkol kullanımı önerilmez. Ayrıca alkol kullanımı depresif bulgularıda tetiklemektedir.

DEPRESYONUN EN ETKİLİ TEDAVİSİ NEDİR?

Depresyon tedavisinde birçok yöntem uygulanmakla birlikte sıklıkla ilaç ve psikoterapi yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Depresyon tedavisi kişiye özgü yapılmaktadır. Maalesef depresyon tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar çoğunlukla bilinçsiz bir şekilde kullanılmakta ve ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Eğer depresyon tedavisinde bir antidepresan kullanılacaksa bunun psikiyatri uzmanı tarafından başlatılmasında ve düzenli aralıklarla takip edilmeniz gerekmektedir. Tüm ilaçlarda olduğu gibi antidepresan ilaçlar da sadece hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

Depresyon tedavisinde uygulanan ikinci yöntem ise psikoterapidir. Psikoterapi yöntemleri ile depresyon tedavi edilmektedir. Özellikle hafif depresyonlarda öncelikli tercih psikoterapi olmaktadır. Eğer depresyon orta ve ağır şiddetli ise mutlaka tedaviye ilaç tedavisinin eklenmesi hayati önem taşır. Çünkü psikoterapi yöntemlerinin faydalı olabilmesi uzun vadede mümkündür. Tedavinin psikoterapi mi, ilaç tedavisi mi olacağını mutlaka psikiyatri hekimine danışarak alınmalıdır. Tedaviniz psikoterapi ile devam edecekse dahi sizi bu hizmeti sizi takip eden psikiyatri hekimi ya da onunla birlikte çalışan psikoterapistle ilerletmeniz faydanıza olacaktır.

Yapılan çalışmalarda uzun vadede ilaç tedavisine eklenecek olan psikoterapi yönteminin hastalığın ilerlemesini önlediği ve tekrarlama olasılığını azalttığı saptanmıştır. Kliniğimizde de her danışan bireysel olarak değerlendirilmekte hastalığının şiddetine ve durumuna göre bir yol haritası çıkarılmakta, ilaç ve psikoterapi yöntemleri ile tam düzelme hedeflenmektedir.

Psikiyatrist Dr Burak Toprak

05.03.2019



No comments yet.

Leave a comment

Your email address will not be published.

WhatsApp chat