Philadelphia

Filmin Özeti:

1993 yılı Amerikan yapımı olan Philadelphia filmi işinde başarılı ve eşcinsel olan Andrew Beckett (Tom Hanks)’in semptomlarının gözle görülür hale gelmesiyle şirket yöneticilerinin AIDS’li olduğunu fark edip önyargılarından dolayı, sorumlu olduğu dava dosyasını bilgisayarından silerek sorumsuzlukla suçladıkları Andrew`in işinden kovulması, Andrew`in şirket aleyhine dava açmaya karar vermesinin ve dava sürecinin hastalığıyla paralel ilerlemesini, şirkette çalışan iş arkadaşlarının AIDS ve eşcinselliğe yönelik tutumlarının açıkça gösterildiği sahnelerle devam eder. Basının ilgisini de çeken dava ilk olma niteliğinden dolayı emsal olacağından dikkatle takip edilmektedir. Filmin sonunda Andrew Beckett açmış olduğu tazminat davasını kazanır ve daha sonrada hayatını kaybeder.
Philadelphia isminin filme verilmesinin nedenlerinden biri, Amerika’nın bağımsızlık bildirisi ile insan hakları bildirisinin Philadelphia kongresinde okunmasıdır, bu bildiride yer alan görüşler dünyaya yeni bir yönetim şekli olan demokrasiyi getirmiştir.

Philadelphia filminin travma açısından analizi;

film gündelik insan halleri ile farklı sınıflardan ve mesleklerden insanların yer adığı görüntülerle başlıyor. Farklı etnik, iş, mahalle, kültür, yaşayış biçimleriyle kosmopolit yaşantıdan sahnelerle devam ediyor.
Kan testi yaptıran baş karakter Andrew sonuçlarını bekler. Burada hastalığının farkında olduğunu, filmin ilerleyen sahnelerinden birinde karşı avukatın daha önce eşcinsel içerikli filmlerin gösterildiği sinemada ilişkiye girip girmediğini sorusuna “evet” yanıtını vermesiyle korumasız ilişkiye girdiğini anlıyoruz.
Annesine kan değerleriyle ilgili yalan söylemesi hastalığını inkar değil annesini üzmemek için olduğunu görüyoruz. Herkes için çok önemli olan anne figürü Andrew içinde geçerli herkesten önce durumu annesi ile paylaşır ve bu durum yani aile desteği, Andrew`in koruyucu faktörlerinin başında gelmektedir. Ayrıca Andrew`in koruyucu faktörlerine ve başa çıkma stratejilerine baktığımızda ailesinin desteği hem arkadaşları hem de ailesinin eşcinsel yönelimine saygı ile bakmakta aynı zamanda AIDS hakkında bilgi sahibi olduklarını görüyoruz. Sosyal destek olanaklarını sonuna kadar kullanması ve erişebilmesi, inanç sistemi ve mesleki açıdan adalet sistemine olan yaklaşım ve kararlılığı Andrew`in eşcinsel ve HIV taşıyıcısı olduğunu öğrendikten sonra AIDS hastalığının kısa sürede ölüme götürebileceği bilincinde olan Andrew, yaşam bütünlüğüne tehdit olarak algılamaması bu durumu olası bir travma sonrası stres bozukluğu tanısından uzaklaştırıyor.

Bunu ise DSM5 tanı kriterlerinde yer alan;

– şok yaşamaması,
– içine kapanmaması hiç konuşmama veya sürekli olay hakkında konuşmaması,
– bellekte problemler yaşamaması,
– flashbackler yaşamaması,
– tehlikelere karşı “tetikte olma” ani irkilme ve tedirginlikler yaşamaması,
– gelecekle ilgili plan yapamama
– huzursuzluk, güvensizlik, insanlardan uzaklaşma, aşırı yargılayıcı ve suçlayıcı olmamasından… vb belirti ve bulguların olmaması travma sonrası stres bozukluğu geliştirmemiş olduğu sonucuna varılabilir.

Filmin sonunda sevdiği birinin ölümüne doğrudan tanık olan yakınlarının DSM5 tanı kriterleri kitabında ki kriterleri karşılamamasının nedenleri Andrew`in sürecinin aniden gelişmemiş olması ve örseleyici ve dramatik durumların yaşanmaması Andrew`in mahkeme sürecinin istediği gibi sonuçlanması, -ki bunu „son isteği“ olarak yorumlayabiliriz çünkü yaşamının son dönemlerinde dava sonucunun emsal teşkil etmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Sevgilisi Miguel (Antonio Banderas) hastaneye geldiğinde „her sorunun bir çözümü vardır“ mottosu yaşadığı sorunu uyumlu hale getirmeye çalıştığının kanıtıdır.

Andrew`in çalıştığı şirketteki yöneticiler homofobik tutumlara sahiptir. İşinden uzaklaştırıldıktan sonra Andrew avukat arayışı içine girer. Bu arada anne ve babasının kırkıncı evlilik yıldönümü kutlamasına sevgilisi Miguel ile katılır. Burada ailesinin, ilişkisini desteklediğini ve saygıyla yaklaştığını görürüz. Dava açması halinde dava sürecinden ve karşılaşacakları zorluk ve stigmalardan bahseder. Ailesi ve yakınları olarak onlarında durumdan etkilenebileceğini ve onlarında rızasını alır. Ailesinin desteğini alan Andrew dava sürecine başlar. Avukatı olacak olan Miller ile görüşmeye gittiğinde daha öncesinde dokuz avukata başvurduğunu olumsuz yanıt aldığını söyler. Burada yine stigmalardan bahsedebiliriz.
Andrew, Miller`ın ofisine gittiğinde tokalaşırlar AIDS`li olduğunu açıkladığında kendisine ve kendisinden önce yeni doğan bebeğine ve karısına bulaşacak kaygısı yaşar ve görüşme sonrasında doktoruna gider ve film burada AIDS`in stresin bağışıklık sistemi üzerinde ki etkisi kan, meni ve tükürük yoluyla AIDS’in bulaşabileceğini anlatmaktadır. Bu yönüyle bir misyon edindiğini ve mesaj verdiğini görüyoruz.

AIDS’lilere karşı olumsuz tutumlar filmde özellikle, Andrew kütüphanede çalışırken görevli, ziyaretçilerin rahatsız olmasından dolayı ayrı bir bölümde çalışması gerektiğini belirten kütüphane görevlisinin ayrımcı tutumu ile gösterilmiştir. Miller bu açık ayrımcı tutuma şahit olduktan sonra davayı üstlenir. Davaya başlama motivasyonu ise hukukun çiğnenmesine olan inancıdır. Miller, Andrew’in davasını üstlenmeye başlaması ile olumsuz tutumları yavaş yavaş değişmeye başlar.

Andrew`de zamanla beraber bedensel ve fiziksel yıkımı görürüz yaraları artmıştır, saçları dökülmeye ve yaşlı bir görünüme sahip olmuştur. Mutsuz, keyifsiz ve çökkün görünümü devam ederken Miguel onunla daha çok vakit geçirmek istediğini söyler ve eşcinsel kostüm partisine giderler. Miller ve karısıda partidedir. Kan nakli yaptırdığı için sağlıklı bir görünümü vardır. Mutsuzluk, keyifsizlik ve çökkün görüntüsü hastalığının göstergesidir. Burada depresyondan bahsetmek mümkün değildir çünkü DSM5 tanı kriterleri kitabında yer alan “Not” kısmında: Not: Önemli bir yitim (kayıp) (örn. yas, batkınlık [parasal çöküntü], doğal bir yıkım sonucu yitirilenler, önemli bir hastalık ya da yetiyitimi) karşısında gösterilen tepkiler arasında, A tanı ölçütünde belirtilen, yoğun bir üzüntü duygusu yaşama, yitimle ilgili düşünüp durma, uykusuzluk çekme, yeme isteğinde azalma ve kilo verme gibi belirtiler olabilir ve bunlar da bir depresyon dönemini andırabilir. Bu gibi belirtiler anlaşılabilir ya da yaşanan yitime göre göre uygun bununabilirse de, önemli bir yitime olağan tepkinin yanı sıra bir yeğin depresyon döneminin de olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu karar, kişiden alınan öykünün ve yitim bağlamında yaşanan acının kültürel ölçülere göre dışavurumunun değerlendirilmesini gerektirir.

Andrew`in alnındaki hastalık lekesini fark eden işvereninin çalıştığı bir asistan olan Melisa’nın da AIDS`li olması ve işten kovulmaması, Melisa`nın davada ki şahitliğinde ikinci hamileliği sırasında kan alımıyla AIDS olduğunu ve bu sebeple işinden uzaklaştırılmadığını söyler. Burada önyargıların AIDS`e değil eşcinsellere olduğunu görüyoruz.

Jüri tartışma sonucunda ödenecek tazminat miktarını davacıya verdikleri zarar nedeniyle, küçük düşürüldüğü onuru ile oynandığı için ve maaş kesintisi nedeniyle 4 milyon 782 bin dolar olmasına karar verir.
Bu sırada hastanede yatan hastalığının son aşamasına gelmiş Andrew`in doktoru yakınlarına sağ gözü görme yetisini yitirmiş, virüsün bütün vücudunu sarmış ve eski haline geri dönmesini beklememelerini söyler. Saçları dökülmüş ve oksijen maskesiyle nefes alan Andrew hastanede ki mahkeme sonucunu kutlayan yakınlarıyla vedalaşır ve Miguel ile yalnız kalır. „Ben hazırım“ der. Andrew ölmüştür. DVD`den çocukluğuna ait görüntüler izlenir. Kültürel farklılıklar ve beklenen kayıp dolayısıyla yaşanılan yas yerini daha çok anma ve yad etme ile geçer.

Yöneliminden dolayı yaşadığı stigmalar, sonucunda yılmayıp temel haklarının mücadelesini öleceğini bile bile yakın çevresinden aldığı sosyal desteğin ve zamanla mahkeme sürecinin basına yansımasıyla, bu sosyal desteğin daha da büyümesiyle, mücadelesini yaşamının sonuna kadar devam ettirir. Travmatik yaşantılar, sıkıntı yaratan pek çok belirtiyi ortaya çıkarsa da, kişisel gelişim için bir fırsat olarak da görülmekte ve travmatik yaşantı sonrasında bireylerin, travmatik yaşantı öncesine göre daha iyi bir işlevsellik düzeyine de ulaşabildikleri belirtilmektedir (Joseph ve Linley, 2004; Tedeschi,1999). Travma sonrası büyümenin kesin bir tanımlamasını yapmak zor görünmektedir. Çeşitli araştırmacıların ve kuramcıların, travma sonrası büyüme kavramına farklı açılardan yaklaştıkları ve bu kavrama farklı isimler verdikleri gözlenmektedir. “Pozitif psikolojik değişimler”, “algılanan yararlar”, “stresle ilişkili büyüme”, “yorumlanan kazançlar”, “iyiye gitmek”, “pozitif illüzyonlar”, “pozitif yeniden değerlendirmeler”, “zorluklardan güç toplamak” literatürde kullanılan bazı terimler olarak sıralanmaktadır. (Tedeschi, Park ve Calhoun,1998;) Burada Andrew`in önceki yaşantısına dair pek bilgimiz olmamasına karşın yakın zamanda öleceğini bilerek yaşayan Andrew için bu kavramları düşünmemiz yanlış olmaz.

Her insan özeldir ve her insan verdiği kararlarla vardır. Verdiğimiz kararlar bulunduğumuz noktaya gelmemizin nedenidir. Filmin sonunda yer alan Andrew’in çocukluk anılarından oluşan görüntülerde aslında her çocuğun aynı doğduğunu ve aslında hepimizin aynı olduğudur. Bizleri farklılaştıran önyargılarımız, yanlış bilgi ve inanışlarımızdır.

No comments yet.

Leave a comment

Your email address will not be published.

WhatsApp chat