Yeme Bozuklukları ; Yemek Ye(me)mek

En temek biyolojik ihtiyaçların arasında olan beslenme ile ilgili psikolojik problemler klinikte karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Hem biyolojik hem psikososyal nedenlerin bir arada olduğu yeme bozukluklarında yemek ile oluşturulan sağlıksız ilişkinin öfkemizi bastırmak, üzüntümüzle baş edebilmek, kaygımızı dindirmek, kendilik bulanımları gibi sebeplerinin iyi bir psikoterapi sürecinde araştırılması gerekmektedir. Semptomları fiziksel gibi görünse de aslında ciddi ruhsal sorunların belirtileri olabilir. Bu bireylerde yemek yemek genellikle açlıktan ya da tokluktan güdülenen bir eylem değildir.

Yeme bozuklukları sıklıkla bireyin kendiliğinin inşasında olduğu, kim olduğu sorusuna yanıt aradığı, cinselleşmeye yani dönüşmeye başlayan bedenini tanımaya çalıştığı ergenlik döneminde ortaya çıkmakla beraber gelişimlerini olumsuz etkileyen bir süreçtir.  Erkeklere oranla kadınlarda daha sık raslanır.

Tüketim toplumlarında bir obje olarak değerlendirilen benden üzerine projeler yapılmakta, « sıfır beden güzel bedendir» gibi söylemlerle ilgi yönetimi yapılmakta ve dolayısıyla beden kapitalist sistemin bireyin biricikliğini, öznelliğini hiçe sayması yöntemi ile devamlılığını sağlayan araçlardan biri haline getirilmektedir. Yaygın « ideal vücut ölçüleri » algısı başta ergenlik döneminde olan gençler olmak üzere bireylerde kendi bedenleri ile olan ilişkilerinde problem yaşatırken, özgüvenlerine kadar etkileyecek bir sürece sokar.

Engellenemeyen yeme arzusu ; Takıntılı yeme bozukluğu, aşırı yeme nöbetlerinin ve hemen ardından yenilenleri kusmak / ilaçlar yoluyla vücut dışına atmaya çalışmak ; Bulimiya Nevroza ve kendini aç bırakan, bir şey yerlerse kontrollerini kaybedeceklerine inanan Anoreksiya Nevroza, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ettiği, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fiziksel aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durum olan Obezite gibi başlıca yeme bozukluklarından bahsedilebilir. Fakat hala adı konulamamış ,araştırılmaya devam edilen yeme bozukluğu çeşitleri vardır. Tüm bu gruplarda yemek her ne kadar fobik bir obje gibi görünse de, aslında yemek gündelik hayatlarında obsesyonel bir hal almıştır. İleride detaylı inceleyeceğimiz bu yeme bozukluğu gruplarıyla ilgili olarak başlıca ortak belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz ;

  • Kiloda hızlı artık/düşüş
  • Öğünler üzerinde sürekli oynama (ogün atlamaya çalışmak,vb)
  • Belirli grup besinleri tüketmeye çalışmak
  • Yemek yedikten sonra suçluluk duymak, pişman olmak
  • Beden algısı ile ilgili çarpık düşünceler ( çok şişmanım, vb)
  • Mide bulantısı, ishal, karın ağrıları
  • Uygulamakta zorluk çektiğinde dahi sürekli diyet ile ilgili planlar yapmak

Özellikle moda ve sanat camiasında sıklıkla rastlanılan yeme bozukluklarına 2015 yılında çok zayıf mankenlerin defilelere çıkmasını, yeme bozukluğuna özendirici internet sitelerine yüklü para cezaları getiren Fransa konu ile ilgili kısmen harekete geçmeye başladı. Bizim ülkemiz gibi genç nüfusu, dolayısıyla tehlikede olan grubun yüksek sayıda olduğu  ülkelerde de bu tip uygulamalar mutlaka olmalı.

BMC Tıp dergisinde yayınlanan son makaleye göre Yeme bozukluğu olan bireylerde olmayanlara oranla depresyon güdümlü intihar girişimleri 5 kat daha fazla görülmekte. 207 yeme bozukluğu teşhisi konulmuş kişi üzerinden yapılan araştırmada grubun yarısından çoğu en az bir intihar girişiminde bulunmuş. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bir başka araştırmaya göre de yeme bozuklukları temellerinde psikolojik rahatsızlıklardan bir veya bir kaçını içermekte. Yani yemek ile olan ilişkiyi az yiyor, çok yiyor olarak basite indirgemeden, mutlaka Psikiyatri, Beslenme ve Diyet, Endokrinoloji, Jinekoloji gibi dallara teşhis ve tedavi için danışılmalıdır. Bakınız söz konusu rahatsızlıklar dişler, kalın bağırsak anomalileri, kusmaya bağlı yemek borusu hasarları, mide tahrişi, böbrek ve karaciğer problemleri gibi sindirim sistemi problemleri, kemik kitlesinde azalma, osteoporoz gibi kemik problemleri, adet düzensizliği, adet kesilmesi, büyüme geriliği gibi hormonal değişiklikler, kalp kasının erimesi, ritm bozuklukları, nefes darlığı gibi kalp ve damar sistemi problemleri gözlemlenmektedir. Bu sebeple bir çok rahatsızlık gibi yeme bozukluklarında da erken tanı ve tedavi, iyileşme oranlarını artırmaktadır.

No comments yet.

Leave a comment

Your email address will not be published.

WhatsApp chat