Koronavirüs Pandemisinin Psikolojiye Olumsuz Etkileri

Corona virüsü diğer ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de yayılmaya başladı. Virüsün yayılma gücünün yüksek olması korkuları da beraberinde getiriyor. Salgın hastalıkların beklenmedik ve yaşamı tehdit eder yapısı korku ve kaygı uyandırıcı olmakla birlikte bireylerin yaşamsal faaliyetlerini değiştirmelerine, rutin yaşantısının dışına çıkmasına ya da kısıtlamalarına neden olabiliyor. Çünkü rutin demek güven demektir. İnsanlar kendi rutininin dışına çıktıklarında kaygı duygusu artış göstermektedir. İnsanlar hayatlarını kontrolsüz bir şekilde kısıtlayabiliyor. Sosyal medyada olan bilgi kirliliği insanları aşırı şekilde kaygılandırıp endişe ve panik nöbetlerine sebebiyet veriyor. İnsanlar bu zor günlerde rahatlatıcı bilgiyi küçültürken, korkutucu bilgiyi abartabiliyor. Bu da kaygı seviyemizi yükseltir. Unutulmamalıdır ki en hızlı yayılan virüs paniktir. “Korku Salgını” araştırmasının verilerine göre bireylerin yüzde 73’ünün elini daha sık yıkama isteği duyduğunu, yüzde 72’sinin öksürenlerden irkilir hale geldiğini ve yüzde 72’sinin haberleri takip etme merakının arttığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 60’ı insanların salgın hastalıklarla ilgili kişisel tedbir almadıkları kanaatindeyken, salgın bireylerin yüzde 59’unun hastalıklardan korkma düzeyinin artırdığını göstermektedir. Araştırmaya katılanların yüzde 57’si gelecekle ilgili endişelerinin arttığını kaydederken, yüzde 56’sı hastalığa yakalanma riski düşüncesinin ve salgın hastalıkların kendisine bulaşma ihtimalinin arttığı düşüncesinde olduğunu belirtti.
Bu verilere bakıldığında bu virüsün henüz kesin bir tedavi yönteminin olmaması, belirsiz ve tehdit uyandırması bireylerde stres, anksiyete, panik atak, özgül fobi, obsesif kompülsif bozukluk, uykusuzluk gibi psikolojik sorunlara neden olabilir. Belirsizlikten dolayı karamsar düşünceler hakim olduğundan depresif bozukluğa sebep verebilir. Her tedbir dozunda güzeldir. İlgili birimlerce paylaşılan güvenlik ve sağlık önlemlerini takip etmenin yeterli olduğunu unutmayın. Ellerinizi zaten düzenli yıkayıp dezenfekte ediyorsanız ya da güvenli mesafeleri korumaya özen gösteriyorsanız, kendi üzerinizde geçerliliği ispatlanmamış ek güvenlik önlemlerini uygulama baskısı yaratmak, sadece kaygı seviyenizi artıracaktır. Belirsizlik kaygıyı tetikler. Hastalık konularında ki bilgileri sosyal medya, aile ya da arkadaş whatsapp gruplarına değil; sadece yetkili birimlerden almanız rahatlamanıza yardımcı olabilir.

Kişilerin normal sürecinde giden psikolojik bir problemi varsa ya da son zamanlarda maruz kaldıkları durum aşırı derecede kaygılanmalarına yol açıyorsa psikolog ya da psikiyatristlere başvurup gerekli desteği alabilirler.

Hissedilen kaygıyı değersizleştirmeden, gerekli önlemleri gerektiği biçimde alarak ancak kaygıyı da abartmadan ve toplumsal bir panik haline getirmeden yaşamamızın herkese daha yararlı olabileceği günlerden geçiyoruz. Belki de tüm insan ve toplumların daha şeffaf ve daha çok dayanışma içinde olması gereken bu günleri en az zararla geride bıraktığımız ve tatsız bir anı olarak hatırladığımız günlerin çabuk gelmesi umudu ve dilekleriyle sağlıklı günler diliyorum.

Kişilerin normal sürecinde giden psikolojik bir problemi varsa ya da son zamanlarda maruz kaldıkları durum aşırı derecede kaygılanmalarına yol açıyorsa psikolog ya da psikiyatristlere başvurup gerekli desteği alabilirler.

Uzm. Klinik Psikolog Yusuf YERLİ

Call Now Button
WhatsApp chat