Nietzsche’nin üst-insanı

Nietzsche günümüzde popülerliğiyle bilinse de çoğu kimseler tarafından da asırlar boyunca eleştirilmiştir. Onun felsefesini, hayata bakışını anlamak oldukça zor ve karmaşıktır. Bu yazımız da bu karmaşıklığı bir nebze olsun azaltmak ve Nietzsche’nin üst-insanını daha yakından tanımak için kitaplarından kesitlerle bunu açıklamaya çalışacağız..

“Ben size üst-insanı öğretiyorum. Aşılması gereken bir varlıktır insan” diyerek başlar Nietzsche. İnsanın sınırlardan ibaret olmadığını ve sahip olduğunu sandığı her şeyden dahası olunduğunu söyler aslında.

Nietzsche’ye göre acılar, bizi olgunlaştıran, yoğuran ve bizi biz yapan olaylardır. Hayatın getirdiği acıları reddedilmesi gereken şeyler değil tam tersine tadına varılması gereken şeylerdir. Aslında hepimizin yüzeysel olarak bildiği “ Beni öldürmeyen şey güçlü kılar.” sözüyle de acıya karşı tutunduğu tavrını belli eder. Onun üst insanın da ki en temel ölçütte “güç” istencidir. “İnsan dayanabildiği acıya ve bunu kendi lehine çevirebildiği ölçüde özgürdür ve acı çekmek, iyi şeylere ulaşmanın bir parçasıdır.” der. Günümüzde yaşamamış olmasına rağmen günümüzü anlatmayı başarabilmiştir aslında. Hepimiz hep gülmeyi mutlu olmayı isteriz ama mutluluğa nasıl ulaşmamız gerektiğini hiç sorgulamayız. Çektiğimiz acıları ise yok saymak ve yaşamamış olmayı isteriz ama onların bize neler katabileceğini hep gözardı ederiz.

Yukarıdaki cümleyi “…Aşılması gereken bir şeydir. Onu aşmak için ne yaptınız?” diye devam ettirir. Çünkü ona göre insan kendini aşmak zorunda olan bir varlıktır. İnsanı bir tür umut olarak görür ama bunu kendiliğinden olacak bir şey değil de gerçekleşmesi için insanın kendisinin de katkıda bulunması gereken bir ilke olarak görür. İnsanın kendini aşması önce insanın elindedir ona göre,çünkü sadece üst insan kendine göre yönlendirir hayatını.. Ona göre üst-insan, kendine özgü değerler yaratan, iyinin ve kötünün ne olduğuna dair kararları kendi veren kişidir. “Önce kendini düşünmeli ve kendisi için savaş vermelidir.” Günümüzde hangimiz gerçekten kendimizi düşünüyoruz diye sorguluyorum. Hep bir koşuşturma halindeyiz ama ne için? Kimin için? Bu kadar telaşlı bir yaşamda kendimizi gerçekten de düşünebiliyor muyuz ya da vakit bulabiliyor muyuz?..
Ve yine ekliyor: “Yukarı mı çıkmak istiyorsunuz? O halde yalnızca kendi bacaklarınızı kullanın. Başkalarının sırtına ve kafasına oturmayın.” Çünkü ona göre üst-insan zorluğu da cefayı da kendi bilir ve kendi yüklenir. Ona göre “üst-insan bencil olmayı da bilmelidir.” İnsanın önce kendini düşünmesini ve başkasının kabulüne ve sevgisine muhtaç olmamasını aşılar bize Nietzsche..

O, üst-insana böyle seslenir: “Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?”
Unutma ki sen istersen kendine alev de olursun, istersen alevini söndüren su da olursun. Kendini yakacak olan da alevlerinden doğuracak olan da senin içindeki güçtür.

Nietzsche;
Hiçlikten başlayıp ruhumuzu üstün bir basamağa ulaştırmayı, iyi bir dünya için sorgulamayı, eleştirmeyi ve değiştirebilmeyi bize öğretmiştir. Ruhun ağır yüklerini sırtlanmak için yalnızca kendi bacaklarımıza ihtiyacımız olduğunu ve insanın önce kendini düşünmesini ve kendisi için savaş vermesini öğretti. Çünkü iyi olana ulaşmak kolay değildir…

No comments yet.

Leave a comment

Your email address will not be published.

Call Now Button
WhatsApp chat