Bipolar Affektif Bozukluk

BİPOLAR BOZUKLUK

Bipolar Bozukluk belli bir düzen olmaksızın yineleyebilen mani, depresyon ya da her iki dönemi de kapsayan karma dönemlerle karakterize olan ve bu dönemler arasında kişinin tamamen düzeldiği (ötimik dönem) süreğen seyirli bir duygulanım bozukluğudur .

Bipolar Bozukluk her iki cinsiyette başlangıç yaşı ve sıklığı benzer olmakla birlikte yaşam boyu yaygınlığı çeşitli çalışmalarda %0,9 – %1,7 arasında bulunmuştur. Bipolar Bozukluk yeti yitimine neden olan hastalıklar arasında sekizinci sırada yer almaktadır.

Bipolar Bozukluk Sınıflandırılması

Bipolar Bozukluk, ruhsal bozukluların tanısal ve sayımsal el kitabında BAB I, BAB II, BAB III, başka türlü adlandırılamayan BAB, genel tıbbi duruma veya madde kullanımına bağlı duygu durum bozuklukları, başka türlü adlandırılamayan duygu durum bozuklukları şeklinde sınıflandırılmıştır. DSM IV antidepresan tedavinin yol açtığı mani dönemlerini Bipolar Bozukluk I içine almamış, bu durumu ‘’maddenin neden olduğu mani dönemi’’ tanımı altında ele almıştır.

Bipolar Bozukluk Tarihsel Gelişimi

Yaklaşık 2500 yıl öncesinde Eski Yunan ve Roma döneminde ağır çökkünlük ve taşkınlık dönemleri geçiren kişiler gözlemlenerek duygudurum bozuklukları tanımlanmaya başlanmıştır.

Mani, ilk kez Homeros tarafından İlyada destanının giriş bölümünde kullanmıştır. Hipokrat (MÖ 450’lerde) ise ‘’kara safra’’ ile ilişkilendirdiği melankoliyi ‘’iştahsızlık, ümitsizlik, uykusuzluk, çabuk sinirlenme ve huzursuzluk’’ hali olarak sistematik bir şekilde tanımlamıştır. Öfori ve taşkınlığı ilk kez Aretaeus tanımlamış ve melankolinin maninin başlangıcı ve bir parçası olduğunu söylemiştir.

Pinel’in 17. yüzyılda akıl hastalarının tedavisi sırasındaki gözlemlerini kayıt ettirmesi, hastaların boyutsal olarak izlenmesini sağlamıştır.

“Affektif hastalık” deyimini ilk kez 1924’te Bleuler kullanmıştır. 1957’de Leonard Kraepelin, manik depresif hastalığı klinik seyrine göre iki gruba ayırarak, “bipolar bozukluk” ve “monopolar bozukluk” terimlerini kullanmaya başlamıştır. 1970’lerde bu hastaların tümü için “duygulanım bozukluğu” tanımı kabul edilmiştir (20). 1976’da Dunner ve arkadaşları bipolar II bozukluğu tanımlamışlardır. 1987’de ise Akiskal ve Mallya “ılımlı (soft) bipolar spektrum” kavramını tanımlamıştır.

Bipolar Bozukluk Ne Sıklıkta Görülür?

Genellikle 15-25 yaşları arasında başlayan Bipolar Bozukluğun ilk dönemi sıklıkla depresyon ile karekterizedir. İUB her iki cinsiyette başlangıç yaşı ve sıklığı benzer olmakla birlikte yaşam boyu yaygınlığı çeşitli çalışmalarda %0,9 – %1,7 arasında saptanmıştır.

Bipolar Bozukluk Tanı Kriteleri

Genellikle hastalığın ilk dönemi depresyonla başladığı için genellikle ilk aşamada depresyon tanısı ile takip edilen kişiler ilerleyen yıllarda yaşadıkları hipomani ya da mani dönemi sonrasında Bipolar Bozukluk tanısı ile takip edilmeye başlanırlar. Bu yüzden depresyon nedeni ile başvuran kişilerde ayrıntılı değerlendirme yapılması şarttır.

Bipolar Bozukluk Seyri Nasıldır?

Bipolar bozukluk tekrarlayan bir beyin hastalığıdır. Hastalık depresyon, mani, karma dönem ve düzelme dönemlerinden oluşur. Hastalığın ilk dönemleri depresyonla başladığında bu durum çevresi ve hasta tarafından çok önemsenmeyebilir. Ancak ilerleyen yıllarda daha gürültülü bir tablo olan mani dönemine erken müdahale edilmezse hastaneye yatarak tedavi edilmesi gerekebilir.

Bipolar bozukluk sıklıkla yineleyen ve başlangıçı genellikle depresyon dönemi ile karakterize bir hastalıktır. Dönemler arası süre ve dönemlerin tipi tahmin edilemese de, dönemler arasındaki sürenin ilk dönemler arasında daha uzun olduğu (5-10 yıla kadar uzayabilen bir süre), daha sonrasında bu sürenin giderek kısalarak belli bir zaman aralığında tekrarladığı düşünülmektedir. Bir mani dönemi sonrasında %90’dan fazla olasılıkta ikinci bir duygudurum dönemi geçiren hastaların 10 yıllık izleminde ortalama 4 dönem geçirdikleri saptanmıştır.

Genellikle sinsi bir şekilde başlayıp ve 2-4 ay arasında süren depresyon dönemi öncesinde üzücü bir yaşam olayının varlığı ilk depresyon dönemiminin atlanmasına neden olabilir. Tedavi görmeyen hastalarda ölüm ya da sakatlıkla sonlanan intihar oranı %15 civarındadır. Hastalığın süregenleşmesine; ileri yaşta başlangıç, tedavinin gecikmesi, ilk dönemin uzun sürmesi, düşük gelir düzeyi neden olabilir.

Mani dönemi sıklıkla ani başlayıp ortalama 4-6 hafta sürer. Hastaların %10-20’ si sadece mani dönemi geçirmelerine rağmen tek bir mani dönemi nadirdir. 2 yıl içinde hastaların % 40-50 si ikinci bir mani dönemi geçirirler. Depresyon döneminden farklı olarak tedavi için başvuru daha sıktır.

İlk mani döneminden sonra kişiler koruyucu tedavi altına alınması gerekir ve bu süre ortalama  5 yıldır. Bu 5 yıllık sürede herhangi bir atak yaşamazsa kişi ilaçları azaltılarak kesilebilir. Atakların sıklığı, süresi ve şiddeti kişiden kişiye, dönemden döneme değişkenlik göstermektedir. Atakların ne zaman görüleceği pek bilinmese de mevsimsel geçiş dönemlerinde yani yazdan sonbahara, kıştan ilk bahara geçiş dönemlerinde alevlenmeler daha sıktır. özellikle bu dönemlerde uyku hijyenine dikkat edilmesi büyük önem arz eder.

Koruma tedavisindeki Bipolar hastalarında 10 yıl boyunca remisyon oranı %31,72 olarak tespit edilmiştir. Mani dönemi sonrasındaki 4 yılda, olguların %72‘ si mani ya da depresif dönem yaşamaktadırlar. İlaç uyumu iyi olan hastalarda bile beş yıl içinde yineleme oranı %73’tür. Mani ya da karma dönem sonrasında hastaların sadece % 24‘ünde işlevsel düzelme sağlanmaktadır. Bipolar bozukluk hastaların okul, iş ve ilişkilerinde belirgin yeti yitimine neden olmakta, hastalık belirtileri yaşamlarının yarısında devam etmektedir.

Bipolar Bozuklukta Olumlu Gidiş Göstergeleri

* İyilik dönemlerinin uzun olması

* Mani dönemlerinin baskın olması

* Depresif dönemlerin çok uzun sürmemesi

* Ağır psikotik belirtilerin bulunmaması

* Hastalığın tek uçlu türden daha çok iki uçlu türde olması

* Genç yaşta olma

* Ailenin duygu dışavurumunun düşük olması

* İş-uğraşı durumunun olumlu olması

* Ağır kişilik bozukluğunun olmaması

* Alkol-madde kullanmama

Bipolar Bozuklukta Olumsuz Gidiş Göstergeleri

* Kişilerarası ilişkilerin azalması

* Nöropsikolojik gelişimde bozulma

* Düşük eğitim düzeyi

* Sık hastane yatışı

* Şiddetli hastalık dönemleri

* Duygudurum dengeleyicilerine kötü yanıt

Bipolar Bozukluk Hastaları Çalışabilir mi?

Bipolar Bozuklukta hastalık dönemleri dediğimiz mani ve depresyon dönemleri dışında hasta tamamen eski sağlığına kavuşmuştur ve çoğunlukla da çalışmasına engel bir durum yoktur. Ancak ülkemizde bu hasta grubunun damgalanması ve büyük bir hastalığının olduğu için çalışmayacağı yanılgısı bu kişilerin iş bulmasında ya da iş yaşamında karşılaştıkları olumsuzlar neticesinde motivasyonlarında azalma olabilmektedir.

Düzenli takip ve tedavi altındaki hastaların büyük çoğunluğu çalışabilir olduğunu unutmamalıyız.

Bipolar Bozukluk Evlenebilir mi?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi düzenli takip ve tedavi altında ki bipolar bozukluk hastaları eşlerine bilgi verilerek evlenmesinde çoğunlukla sakınca bulunmamaktadır. Ancak hastalığın doğası, tekrarlama ihtimali, tedavi süreci ile ilgili mutlaka mustakbel eş adayı bilgilendirilmelidir. Bipolar bozukluk sırasında uygulanacak ilaç tedavisi sırasında eğer hasta kişi kadınsa gebelik döneminde ilaç tedavilerinin kesilmesi gerekmektedir.

Mani dönemi ölçütleri

A. En az bir hafta süren (hastaneye yatmayı gerektiriyorsa herhangi bir süre), olağandışı ve sürekli yükselmiş, taşkın ya da irritabl ayrı bir duygudurum döneminin olması.

B. Duygudurum bozukluğu dönemi sırasında aşağıdaki belirtilerden üçü (ya da daha fazlası) (duygudurum sadece irritabl ise dördü) belirgin derecede bulunur.

1. Benlik saygısında abartılı ölçüde artma ve grandiözite.

2. Uyku gereksiniminde azalma (örn. Sadece 3 saat uyuduktan sonra kendini dinlenmiş hisseder).

3. Her zamankinden daha konuşkan olma ya da konuşmayı sürdürmeye zorlama.

4. Fikir uçuşmaları ya da öznel olarak düşünceler yarışıyormuş gibi yaşantılama.

5. Çelinebilirlik (yani dikkat çok kolaylıkla önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyarana çekilebilir).

6. Amaca yönelik etkinlikte artış (toplumsal olarak, işte ya da okulda, ya da cinsel olarak) ya da psikomotor ajitasyon.

7. Kötü sonuçlar doğurma olasılığı yüksek, zevk veren etkinliklere aşırı katılma (sınırsızca alış veriş yapma, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma, aptalca iş yatırımları).

C. Bu belirtiler bir karma dönem belirtilerini karşılamaz.

D. Bu duygudurum bozukluğu mesleki işlevsellikte, olağan toplumsal etkinliklerde ya da başkalarıyla olan ilişkilerde belirgin bir bozulmaya yol açacak ya da hastaneye yatırmayı gerektirecek şiddetlidir veya psikotik özellikler içerir.

E. Bu belirtiler bir maddenin (örneğin ilaç kötüye kullanımı, bir tedavi için kullanılan bir ilaç ya da diğer bir tedavi yöntemi) ya da genel bir tıbbi durumun (örneğin hipertroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Major depresif dönem ölçütleri

A. İki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olması ile birlikte aşağıdaki belirtilerden beşinin (ya da daha fazlasının) bulunmuş olması; belirtilerden en az birinin ya depresif duygudurum ya da ilgi kaybı ya da artık zevk alamama olması gerekir.

1. Ya hastanın kendi bildirmesi (örneğin üzgün ya da boşlukta hisseder) ya da başkalarının gözlemesi (örneğin ağlamaklı bir görünümü vardır) ile

belirli, hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren depresif duygudurum olması. Not: Çocuklarda ve ergenlerde irritabl duygudurum bulunabilir.

2. Hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren, tüm etkinliklere karşı ya da bu etkinliklerin çoğuna karşı ilgide belirgin azalma ya da bu etkinliklerden zevk alamıyor olma (ya hastanın kendisinin bildirmesi ya da başkalarınca gözleniyor olması ile belirlenir).

3. Perhizde değilken önemli ölçüde kilo kaybetme ya da kilo alma (örneğin bir ayda beden ağırlığında %5’den fazla değişim) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalma olması. (Not: Çocuklarda beklenen kilo artımının olmaması.)

4. Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyuma olması.

5. Hemen her gün psikomotor ajitasyon ya da retardasyon olması (sadece huzursuz yada yavaşlama olduğu duygularının hasta tarafından belirtilmesi değil, bunların başkaları tarafından da gözleniyor olması gerekir).

6. Hemen her gün yorgunluk ya da enerji kaybı olması.

7. Hemen her gün değersizlik, aşırı ya da uygun olmayan suçluluk duyguları (sanrısal olabilir) olması (sadece hasta olmaktan dolayı kendini kınama ya da suçluluk duyma değil).

8. Hemen her gün düşünme ya da yoğunlaşma yetisinde azalma ya da kararsızlık olması (ya hastanın söylemesi ya da başkaları tarafından gözlenmesi gerekir).

9.Yineleyici ölüm düşünceleri (sadece ölüm korkusu değil), özgül bir plan olmaksızın yineleyici intihar düşünceleri, intihar girişimi ya da intihar etmek üzere özgül bir tasarı olması.

B. Bu belirtiler bir karma dönem belirtilerini karşılamamaktadır.

C. Bu belirtiler klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

D. Bu belirtiler bir maddenin (örneğin ilaç kötüye kullanımı, bir tedavi edici ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine ya da genel bir tıbbi duruma (örneğin hipotiroidizm) bağlı değildir.

E. Bu belirtiler yasla daha iyi açıklanamaz, yani sevilen birinin kaybından sonra bu belirtiler 2 aydan daha uzun sürer ya da bu belirtiler işlevsellikte belirgin bozulma, değersizlik düşünceleri ile hastalık düzeyinde uğraşma, intihar düşünceleri, psikotik belirtiler ya da psikomotor retardasyonla belirlidir.

 

 

BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİSİ

Manik depresif hastalığın tedavisinde amaç mani ve depresyon dönemlerinin yaşanmasını engellemek, kişiye yeniden mesleki ve sosyal işlevselliğini kazandırmaktır. Tedavide duygudurum düzenleyici ilaçlar ve antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Elektrokonvulsif tedavi (EKT) şiddetli depresyon ve mani dönemlerinde etkili ve güvenli bir tedavi metodudur Hastalık döneminde yaşanan sorunların çözümü ve kişinin yeniden eski yaşamına dönmesi için psikoterapi ile desteklenmelidir. Şiddetli atak dönemlerinde hastayı kısa sürede ve en az zararla sağlığına kavuşturmak için hastaneye yatış yapılmalıdır.

WhatsApp chat