Genel

Online terapi kimlere uygulanır?

Koronavirüs nedeniyle evde kaldığımız son dönemde ön plana çıkan terapi modellerinden biri de psikiyatrik terapiler. Yaşanan olağanüstü durumların yanında, kliniklere olan uzaklıklarda, dışarı çıkamayacak kadar rahatsızlık sahibi olunması, damgalanma endişesi ve yüz yüze görüşmeden çekinilen durumlar için oldukça avantajlı olan bu yöntem başarılı bir uygulama olarak öne çıkıyor. Hızlı gelişen sağlık sisteminin ortaya çıkardığı, hem hastaya hem de psikiyatriste yarar sağlayabilen bir uygulama olan bu teknik, özellikle son yıllarda taşınabilir bilgisayarların ve akıllı telefonların yaygınlaşması ile önemli yol kat etmiştir. Online terapi

Hastalık hastası olabilirsiniz

Herhangi bedensel bir rahatsızlığa sahip olunmadığı halde sürekli “hastayım” endişe ve yakınmasıyla gelişen bir rahatsızlık olarak özetlenebilecek olan hipokondriyazis, azımsanamayacak kadar sıklıkla karşılaşılan bir durum. Genel olarak yaşamsal zorlukların tetiklediği bu rahatsızlık, psikiyatrik bulgular dışında herhangi bir fiziksel bulguya dayanmaz. Ancak psikolojik duruma bağlı olarak sık olmasa da çarpıntı, üşüme, terleme, nefes almada güçlük gibi semptomlar hastalığa eşlik edebilir. Hipokondriyazisin nedenleri nelerdir? Sıklıkla yetişkinlik döneminde görülmeye başlanan hipokondriyazisin genellenebilecek bir nedeninden ziyade kişiye özel hikayesi vardır. Bazı genel nedenler olsa da kesin neden

Koronavirüs Pandemisinin Psikolojiye Olumsuz Etkileri

Corona virüsü diğer ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de yayılmaya başladı. Virüsün yayılma gücünün yüksek olması korkuları da beraberinde getiriyor. Salgın hastalıkların beklenmedik ve yaşamı tehdit eder yapısı korku ve kaygı uyandırıcı olmakla birlikte bireylerin yaşamsal faaliyetlerini değiştirmelerine, rutin yaşantısının dışına çıkmasına ya da kısıtlamalarına neden olabiliyor. Çünkü rutin demek güven demektir. İnsanlar kendi rutininin dışına çıktıklarında kaygı duygusu artış göstermektedir. İnsanlar hayatlarını kontrolsüz bir şekilde kısıtlayabiliyor. Sosyal medyada olan bilgi kirliliği insanları aşırı şekilde kaygılandırıp endişe ve panik nöbetlerine

Orta yaş sendromunun etkileri

Orta yaş krizi veya sendromu, genel itibarı ile kadınlarda menopoz, erkeklerde ise andropoz süreci öncesi değişen hormonal faaliyetlere ve gençlik çağlarını geride bırakmanın duygusallığı ve yaşlanmanın hissedilmesine bağlı olarak özgüvenin azalması sonucu görülen bir süreç olarak tanımlanmıştır. Orta yaş döneminde olan erişkinlerin çoğu, hayatlarının yarısını tüketmiş olabilecekleri düşüncesi ile beraber kariyer, iş-yaşam dengesi, evlilik, duygusal ilişkiler, harcamalar veya fiziksel görünüm gibi günlük yaşamdaki amaçları ya da idealleri ile ilgili olarak yeniden bir değerlendirmeye girebilir. Fakat unutulmamalıdır ki herkes orta yaş krizi

Travmatik cinsel rahatsızlıkların tedavisinde nasıl bir yol izlenir?

Travmatik bağlı cinsel rahatsızlıkların en yaygın nedenlerinden birisi istismardır. Sözlü ya da fiziksel taciz, tecavüz ve istismar sebebiyle travmatik cinsel rahatsızlıklar yaşayan oldukça çok insan olsa da ne yazık ki bu kişilerin büyük bir kısmı profesyonel destek almıyor. Travmatik cinsel rahatsızlıkların tedavisinde nasıl bir yol izlenir? Mahalle baskısı olarak da adlandırıldığımız çevrenin öğrendiği zaman oluşturacağı baskının yanı sıra yaşanan travmadan utanmak da tedaviye engel oluyor. Ancak travmatik cinsel rahatsızlıklar kişinin yaşamının her döneminde çeşitli sorunlar yasamasına ve sağlıklı bir hayat kuramamasında büyük

Sosyal fobi ve çekingenlik

Sosyal fobisi olan kişiler, bir ortama girdiğinde aşırı kaygı nedeniyle huzursuz olan ve içlerinde hep “acaba diğer insanlar hakkımda olumsuz yorum mu yapacak” düşüncesi nedeniyle kendilerini ifade edemeyen bireylerdir. Özellikle bulundukları ortamda samimi olmadığı kişiler olduğunda içine kapanan ve bir an önce ortamdan uzaklaşmaya çalışan sosyal fobili fişiler, yakın arkadaşları ise gayet keyifli vakit geçirebilirler. Literatürde sosyal anksiyete bozukluğu olarak adlandırılan rahatsızlığa sahip olan bireyler örneğin yol tarifi almak için soru sormakta, beğendiği elbiseyi almak için mağazaya girmekte, toplu taşımaya binmekte

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk çağlarında başlayan ve tüm bir yaşamı etkileyebilen, süreğen bir beyin hastalığıdır. Biyolojik kökenleri üzerine yapılan kalıtım, genetik ve beyin görüntüleme araştırmaları ile bu hastalık tanımlanmıştır. DEHB belirtileri ve ek psikiyatrik hastalıklara yol açması nedeniyle ciddi bir sorun olarak erişkinlik döneminde de karşımıza çıkabilmektedir. Çocukluk yıllarında başlayan dikkati sürdürmekte güçlük, odaklanamama, başlanan işi tamamlayamama, kişisel eşyalarını unutma, oturduğu yerde duramama, ders sırasında ayakta dolaşma, aşırı hareketlilik, koşturup durma, çok konuşma, arkadaşlarına sataşma, itme, dürtme, sıra bekleyememe,

Şiddet yanlısı çocuklar nasıl eğitilmeli?

Çocuklarda dönemsel olarak öfkeli tutumlar ve saldırgan davranışlar görülebilir. Şiddet yanlısı çocuklar ise bu durumu sürekli hale getiren ve her geçen gün daha yoğun yaşayan çocuklar olarak tanımlanabilir. Şiddet yanlısı çocuklar nasıl eğitilmeli? Psikiyatrist Uzm. Dr. Burak Toprak, şiddet yanlısı çocukların eğitimi konusunda birbirinden faydalı bilgilerde bulundu. 2 yaş sonrası çocuklarda meydana gelen değişimin yanı sıra boşanma ya da ebeveynler arasındaki geçimsizlik çocuğun şiddete yönelmesine neden olabileceği gibi herhangi bir sorun yaşamayan çocuklarda da şiddete yönelim görülebilir. EBEVEYNLER NE YAPMALI? Şiddet yanlısı çocuklarla ilgilenmek

İş stresi ile nasıl başa çıkılır?

Konfüçyüs’ün “Sevdiğiniz işi yaparsanız bir gün bile çalışmış sayılmazsınız” sözünü pek çok insan duymuştur. Günümüzde bu söz çalışanlar için oldukça ütopik olsa da işinizi sevmek iş stresi ile başa çıkmanın en önemli yoludur. Psikiyatrist Uzm. Dr. Burak Toprak, iş stresi yaşayan kişilere oldukça yararlı gelecek açıklamalarda bulundu. İş stresi ile nasıl başa çıkılır? İş yaşamında stres artık hepimizin hayatını olumsuz yönde etkileyen durumlardan birisi. Bu sorunu yaşamayan oldukça az insan olduğunu unutmadan iş stresi ile başa çıkmayı öğrenmek gerekiyor. İşe gittiğinizde çevrenizde sizden

Asperger sendromu nedir?

Asperger sendromu, 1944 yılında Avustralyalı pediyatrist Hans Asperger tarafından tanımlanmıştır. Çocuklarda iletişim becerilerinin yeterince gelişmemesi, empati, kurma becerisinin azlığı ve sakarlık Asperger sendromunun belirtileri arasında yer almaktadır. Otistik spektrum bozuklukları (OSB) arasında yer alan Asperger sendromu, daha yaygın olarak bilinen otizmden farklıdır. Asperger Sendromu ile Otizm Arasındaki Farklar ve Benzerlikler Otizm ile Asperger sendromu arasındaki en belirgin farklardan birisi bu sorunların teşhis edilme süreci ve şeklidir. Asperger sendromunun teşhisi otizmden çok daha zordur. Ayrıca AS’li bireyler otizmli bireylere kıyasla daha konuşkandırlar. Asperger sendromlu

Call Now Button
WhatsApp chat