Depresyon

Depresyon kelimesi genellikle üzüntüden asabiyete kadar değişen semptomları tanımlamak için rasgele kullanılır. Bununla birlikte, klinik olarak anlamlı depresyon, bir kişinin semptomları belirli bir eşiğe ulaştığında ve resmi bir tanı olarak nitelendirildiğinde ortaya çıkar.

Klinik olarak anlamlı depresyon kriterlerini karşılamak için, bir bireyin sıkıntısının önemli olması veya semptomların günlük işleyişine zarar vermesi gerekirki bu, üzgün veya üzgün hissetmekle aynı şey değildir.

Herkes bazen kendini kötü hisseder ve üzüntü dönemleri normal olabilir. Bununla birlikte, klinik olarak anlamlı depresyonu olan bir kişi, sürekli üzüntü, depresif bir ruh hali veya daha önce keyif aldıkları aktivitelere ilginin azalması ile birlikte, diğer birçok depresyon belirtisinin yanı sıra , günlük yaşamlarında işlevlerini yerine getirme becerilerini etkileyecek ölçüde yaşar.

Üzgün ​​olan ancak yine de çalışabilen ve sosyalleşebilen biri, tipik olarak klinik olarak anlamlı depresyon eşiğini karşılayamaz. Ancak, yataktan kalkamadığı için okulda dersleri kaçıran ya da konsantre olamama nedeniyle işinde geride kalan bir kişi klinik olarak depresyonda olabilir.

DEPRESYON

Kişinin kendisini mutsuz, keyifsiz, isteksiz hissettiği,  gelecekle ilgili olumsuz duygu ve düşüncelere kapıldığı, uyku düzeni ve iştahında değişikliklerle giden, günlük öz bakımını dahi yapmasına engel olan bir hastalıktır. Her insan arada sırada kendini mutsuz, keyifsiz hissedebilir eğer bu şikayetler günlük işlerimizi yapmamıza engel oluyor, sosyal ilişkilerimizi engellemeye başlıyorsa depresyonda olduğumuzun bir işareti olabilir ve mutlaka bir psikiyatri uzamanı tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. İnsanların üçte biri hayatlarının bir döneminde depresyona girebilmektedir. Eğer depresyon zamanında ve doğru tedavi edilmezse kronik bir hal alabilir, yineleme riski artar, %25 oranında intihar ile sonuçlanabilir.

Depresyon belirtileri kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte genellikle depresyonda aşağıdaki belirtilerden 5 ya da daha fazlası bulunmadır.

  • Değersizlik, ümitsizlik, karamsarlık, geleceğe dair umutların azalması
  • Ani öfke patlamaları, tahammülsüzlük
  • Gündelik aktivitelere duyulan ilginin azalması
  • İştahta belirgin artış/azalış
  • Kiloda belirgin artış/azalış
  • Uyku miktarında artma/azalma
  • Belirgin öfke ve huzursuzluk
  • Enerji kaybı, tükenmişlik hissi
  • Kendinden nefret etme, değersiz hissetme, kendini suçlama
  • Dikkat dağınıklığı, unutkanlıki konsantrasyon sorunları
  • Baş, omuz, sırt, bel vb yaygın fiziksel ağrılar
  • Cinsel istekte azalma ya da isteksizlik
  • Cinsel işlev sorunları
  • İntihar düşünceleri
  • Halüsinasyon ya da hezeyanlar

 

Depresyon Türleri

Depresyon çeşitleri içinde en ağır olarak değerlendirilen depresyon türüdür. İnatçı keder, umutsuzluk, suçluluk, değersiz hissetme gibi şiddetli olumsuz duygularla seyreder ve tedavi edilmeden iyileşmesi pek mümkün değildir. Major depresyon tanısı için en az 15 gün süren (hastaneye yatmasının gerektircek bir durum varsa 15 gün şartı aranmaz) aşağıdaki kritelerden 5 veya daha fazlasının olması gerekir.

  • Günün büyük bölümünde depresif, çökkün hissetme ya da çevresindeki insanlar tarafından depresif göründüğüne dair tepkiler alma
  • Gündelik aktivitelerin büyük çoğunluğuna ilginin azalması
  • İştahta artma ya da azalma
  • Uyku miktarında artma ya da azalma
  • Psikomotor aktivitede azalma (düşüncelerede ve fiziksel hareketlerde azalma)
  • Günün büyük bölünde bitkin, yorgun hissetme
  • Dikkat dağınıklığı, unutkanlık, odaklanma sorunları
  • Tekrar eden ölüm ya da intihar düşünceleri

Gebelik döneminde  ya da doğumu takip eden 1 ay içinde karşılaşılan bir depresyon çeşididir. Doğum sonrası depresyonu ya da lohusa depresyonu denilen durumda anne sürekli umutsuzluk, ağlama, yoğun endişe ve karamsarlık hali tabloya hakimdir. Bazı durumlarda çocuğa iyi bir anne olamayacağını düşünme, kendini suçalama, halsizlik, bitkinlik hali mevcuttur.  Doğum yapan kadınların yüzde 10-15’inde görülen bir durumdur. Tedavi edilmediği takdirde depresyon ağırlaşabilir ve anne kendine ya da bebeğe zarar verme ihtimali olabilir. Bu dönemde anne emzirdiği için tedavi süreci önem arz eder. Hem bir an önce annenin sağlığına kavuşması hedeflenir. Hem anne hem de bebeğe zarar vermeyecek tedavi seçenekleri gözden geçirilir.

Bu dönemde ilaç tedavisi, psikoterapi, Transmanyetik uyarım, EKT vb tedavi yöntemleri depresyonun şiddeti ve hastanın durumuna göre uygulanır.

Distimi, en az 2 yıl boyunca süren hafif şiddetli ancak kronik bir depresyon türüdür. Distimik bozukluk bireyin yaşamını en fazla etkileyen depresyon türlerinden biridir, çoğunlukla kişi bu durumun bir hastalık olduğunu düşünmeyebilir, genellikle bir kişilik özelliği olarak kabul edip tedavi arayışına girmeyebilir. Distimik bozukluk yaşayan bireyler çevreleri tarafından hayattan zevk almayan, sürekli insanları eleştiren, durmadan şikayet eden bireyeler olarak tanımlarlar ve bu durum dışardan da bir depresyon  durumu olarak yorumlanmayabilir ve tedavi sürecinin uzamasına neden olabilir. Distimik bozuklukta kişiler hayatın boş ve anlamsızlığından yakınabilirler, hayata karşı ilgi ve zevk alamadıklarını söylerler.

 

Premenstrüel sendromun (PMS) en yaygın semptomları arasında sinirlilik, yorgunluk, anksiyete, huysuzluk, şişkinlik, iştah artışı, yemek isteği, ağrı ve göğüs hassasiyeti yer alır. 

Premenstrüel disforik bozukluk (PMDD) benzer semptomlar üretir, ancak ruh hali ile ilgili olanlar daha belirgindir.

PMDD semptomları şunları içerebilir:

  • Aşırı yorgunluk
  • Üzgün, umutsuz veya kendini eleştirmek
  • Şiddetli stres veya endişe duyguları
  • Ruh hali, genellikle ağlama nöbetleriyle dalgalanır
  • Sinirlilik
  • Konsantre olamama 
  • Yiyecek istekleri veya aşırı yeme

Tipik olarak belli mevsim dönemlerinde görülmektedir. Özellikle insanların %1-2 sini etkileyen gün ışığının azaldığı kış dönemlerinde görülür. Özellikle kadınlarda ve gençlerde daha sık görülmektedir. Mevsimsel depresyon genellikle kış aylarında başlar ve ilkbahar mevsiminin ilk günlerine kadar devam eder. Kişi bu dönem içinde umutsuz, karamsar, üzgün, hayattan zevk almamaya başlar, sabahları uyanmak onun için son derece zordur, iş yapmak istememe, evden çıkmak istemez sanki tüm gün süren sıkıntı hali mevcuttur.

Atipik depresyonda tipik depresyonda beklenen bazı durumların tam tersi görülür. Atipik depresyonda dıştan gelen uyarılara bağlı olarak kişinin duygudurumuz hızlı değişkenlik gösterebilir. Örneğin alının pozitif bir haber kişinin birkaç dakikada olsa mutlu hissetmesine neden olur ya da alının olumsuz haberler kişinin depresif halinin aşırı artmasına neden olur. Atipik depresyon genellikle gençlik yıllarında başlar ve yetişkinlik yıllarında dadevam eder.

Atipik depresyonun özellikleri şunlarıdır:

*Belirgin iştah artışı

*Kiloda hızlı artış

*Aşırı uyku hali

*Kollarda ve bacaklarda ağırlaşma hissi

*Reddedilmeye karşı tolerans gösterememe

Yıkıcı duygudurum düzensizliği bozukluğu (DMDD), şiddetli öfke, sinirlilik ve sık öfke patlamaları ile karakterize edilen bir çocukluk durumudur. Öfke nöbetleri çocuklarda oldukça yaygın olma eğilimindeyken, DMDD normal çocukluk huysuzluğundan daha fazlasıdır. Çocukların yaşadığı öfkeli patlamalar aşırı, yoğundur ve bir çocuğun hayatının birçok alanında önemli bozulmalara neden olabilir. 

Yıkıcı duygudurum düzensizliği tanısı konması için çocuğun altı ile 18 yaşları arasında olması gerekir. Başlangıç ​​yaşı 10 yaşından önce ortaya çıkmalıdır.

DMDD’nin semptomları şunları içerir:

    • Şiddetli, tekrarlayan öfke nöbetleri. Bu tür patlamalar bağırmayı, itmeyi, vurmayı veya mülke zarar vermeyi içerebilir.
    • Haftada üç veya daha fazla kez meydana gelen patlamalar. Haftada her zaman bu kadar çok patlama yaşamazsa, bir çocuğa DMDD teşhisi konabilir. Çocuklar bir hafta daha fazla, sonraki hafta daha az öfke nöbeti geçirebilir. Ortalama olarak, teşhis için haftada üç veya daha fazla kez öfke nöbetleri gereklidir.
    • Durumla orantısız olan öfke nöbetleri. Örneğin, bir çocuğun istediği oyuncağı almadığında sinirlenmesini bekleyebilirsiniz, ancak DMDD’li bir çocuk fiziksel saldırganlık ve aşırı ve yoğun sözlü patlamalarla hareket edebilir.
    • Çocuğun yaş seviyesine uygun olmayan öfke nöbetleri. Örneğin, çok küçük bir çocuğun yere düşüp ağlayıp çığlık atmayı içeren bir öfke nöbeti geçirmesi sizi şaşırtmasa da, bu 12 yaşındaki bir çocuktan bekleyeceğiniz bir şey değildir.
    • Öfke nöbetleri arasında sinirli ve kızgın ruh halleri. Yoğun duygusal patlamalar arasında, DMDD’li çocuklar sürekli olarak öfkeli ve aşırı derecede sinirli ruh hallerine sahiptir. Bu tür ruh halleri çoğu zaman mevcuttur ve başkaları tarafından fark edilir.
  • Belirtiler birden çok ortamda ortaya çıkar. Bu, öfke patlamalarının okul gibi tek bir ortamda meydana gelmediği anlamına gelir. DMDD, okulda, evde veya akranlarla olduğu gibi en az iki ortamda öfke nöbetleri geçiren bu tür öfke nöbetleri ile karakterize edilir.

 

Depresyon Tedavisi

Depresyon tedavisinde kullanılan bir çok antidepresan ve farklı türden ilaç tedavileri mevcuttur. İlaç tedavileri bir psikiyatri doktorunun değerlendirmesi sonrasında başlanması gerekir ve tedavi sürecince düzenli aralıklarla kontrol edilmesi uygundur. Yeterli doz ve sürede tedavi edilmeyen depresyon hastalarının belirtilerinde kronikleşme, depresyonun tekrar nüksetmesi, depresyon belirtilerinde şiddetlenme görülebilir.

Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Özelikle birinci basamak tedavide antidepresanlar kullanılır ve genellikle depresyon hastalarının %60 ‘ınde etkili olabilmektedir.

Psikoterapi, konuşma terapisi olarakta bilinir, çok sayıda psikoterapi türü bulunmaktadır. Son yıllarda özelikle Bilişsel Davranışçı Terapiler, Kabul ve Kararlık Terapisi, EMDR terapisi vb bir çok terapi ekolü kullanılmaktadır. İlaç tedavisinin yanında psikoterapinin başlatılması tedavi başarısını arttırmaktadır.

TMU/TMS tedavisi, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk,  ve diğer birçok psikiyatrik durumun tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmış, non-invaziv, ilaçsız bir tedavi yöntemidir.

TMS 2009 yılında dirençli depresyon, 2018 yılında Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisi için FDA tarafından onaylanmıştır.

TMS, FDA’in 2008’de onayladığı ve APA’nın yayınladığı 2010 tarihli ‘guideline’ da bir ilaç tedavisine cevap vermemiş depresyon tedavisinde uygulanması önerilmiştir.

 

Elektrokonvülsif Tedavi (EKT) belli psikiyatrik rahatsızlıklar için güvenli ve etkili bir tıbbi tedavidir. EKT tedavisine aynı zamanda “beyne elektrik uyarımı” “elektroşok tedavisi” veya “şok tedavisi” de denilmektedir. EKT 1938’den beri birçok psikiyatrik bozukluğun tedavisi için kullanılmaktadır. O zamandan bu zamanlara kadar bu teknik, etkinliğini artırmak ve yan etkilerini azaltmak üzerine geliştirilmiştir. EKT uygulanacak hastanın önce gerekli birtakım kan tahlilleri yapılır, kalp grafisi, beyin elektrosu ve MR’ı çekilir. Anestezi almasında ve EKT uygulanmasında sakınca olup olmadığı Dahiliye, Anestezi ve Nöroloji uzmanları tarafından değerlendirilir.

Call Now Button
WhatsApp chat